Masalsı Köy Hallstatt

En son güncellendiği tarih: 9 Eki 2020



Öğrenciyken yapmaktan en keyif aldığım şeylerden biri seyahat etmek. Üniversite hayatımda 7 ülke, gittiğim ülkelerde yaklaşık 20 şehir gezme fırsatım oldu. Türkiye'de de Doğu ve Karadeniz'in bir bölümü hariç hemen hemen her şehire gittim diyebilirim. Gezdiğim ülke ve şehirlerden ufak ufak bahsetmek istiyorum sizlere. Avusturya/ Hallstatt ile başlamak istedim. Ben gezerken çok keyif almıştım. Umarım sizler de okurken keyif alırsınız :)


Avusturya’da Viyana’nın popülerliğini devralan, insanı bir masalın tam da ortasında hissettiren Hallstatt, son dönemlerde sosyal medyadan da gördüğümüz üzere bir çok gezginin ve fotoğraf meraklıların en uğrak yeri . Hallstätter Gölü’nün güney batısında, Salzburg ve Graz şehirlerinin arasında bulunan Hallstatt 7000 senelik zengin bir geçmişe sahipmiş. Manzarasının verdiği büyülü hissin yanı sıra bir diğer dikkat çekici yönü de Dünya’nın ilk tuz madenine ev sahipliği yapıyor olması. Yaklaşık 1000 kişilik bir nüfusa sahip olan ve Avusturya’nın en eski köyü olan Hallstatt, uzun zamandır keşfedilmeyi bekleyen ve özellikle son yıllarda değeri bilinen bir miras adeta.

Ben köye ulaşımımı Leoben' de yaşayan teyzemin aracı ile sağlamıştım. Ama aracınız olmadan da köye ulaşım zor değil. Belli bölgelerden kalkan trenleri kullanabilirsiniz.

Hadi şimdi hazırsanız gezmeye başlayalımm!!

Sizi önce minik bir müze "Beinhaus’u (Kemik Evi)" karşılıyor. Ölülerin konulduğu evler eskiden Alpler’in doğusunda çok yaygın iken evlerin çoğu zamanla yok olmuş. Hallstatt’daki kemik ev ise en sonunculardan biri ve içinde 1200’e yakın kafatası bulunuyor. Ben gittiğimde kapalı olduğu için ziyaret edememiştim. Yanlış hatırlamıyorsam giriş ücreti 1.5 Euro idi. Sonrasında hediyelik eşyaların bulunduğu minik dükkanların arasından yürüyerek köyün merkezine ulaşıyorsunuz. Dilerseniz köyün merkezinden biraz yürüyerek şu meşhur pozların çekildiği alana ulaşabilirsiniz. Ben Şubat ayında ziyaret etmiştim ve hava karlıydı. Tabi manzaranın güzelliğinden bahsetmiyorum bilee.. Çektiğim fotoğraflardan bırakıyorum :) Sonrasında dilediğimce tüm sokaklarda gezdim. Her sokağın ayrı bir havası var. Zaten köy o kadar küçük ki kaybolmanız mümkün değil. Siz de aklınıza estiği gibi sokaklara girip çıkın, banklarda oturun, bol bol fotoğraf çekin ve doğayla bütünleşin.

Hallstatt’ın gezilecek en turistik yerinden biri de Tuz Madenleri. Dünya’nın en eski Tuz Madenlerinin burada bulunuyor olması zaten bu turistik yeri oldukça çekici kılıyor. Tuz Madenleri’ne çıkmak için iki seçeneğiniz var; 1 saatlik bir yürüyüş parkuru veya 3 dakikalık bir füniküler macerası. Özellikle soğuk ve yağışlı havalarda füniküler en çok tercih edilen seçenek. Toplamda 30 euro vererek finikülerle gidip dönüyorsunuz ve Tuz madenlerini bir rehber eşliğinde geziyorsunuz. Eğer vaktiniz bolsa, trekking tutkunuysanız ve hava da güzelse o zaman siz yürüyüş parkuru tarafından bekleniyorsunuz demektir. Yürümeyi seçiyorsanız toplamda 26 euro veriyorsunuz ve 4 euro cebinizde kalıyor.

Son olarak akşam yemeğiniz için kendinizi Bräugasthof Konuk Evi’nin restoranına ayırın. Ben Portakal soslu ördeğinin güzel olduğunu gitmeden önce bir çok yerde okumuştum ama teyzem beni kendi yemekleriyle kandırdı :)


Hallstatt küçük bir köy. Bana göre bir gün gezmek için yeterli olacaktır ama konaklamak için de oteller var tabii. Benden küçük bir tavsiye; eğer kışın gidecekseniz minik bir sushi gibi sarınabilirsiniz. Çünkü havası buz gibii!!




#hallstatt #austria #seyahatönerileri # avusturya #kıştatili

106 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör